jinekomasti-1280x854.jpg

Jinekomasti / Erkekte Göğüs Küçültme

Ergenlik döneminde; erkeklerde göğüs bölgesinde, hormonal nedenlerle büyüme, dolgunluk ve hassasiyet olması doğaldır. Geçici olması gereken bu durum, çeşitli nedenlerle kalıcı hale gelirse ‘jinekomasti’ olarak adlandırılır. Gençlerin aktivitelerini, giyim kuşamlarını etkilemeye başlayabilir, sosyal bir probleme dönüşebilir (bol kıyafetler giymek, duruş bozukluklarına yol açmak, denize girmekten kaçınmak vb.).

Jinekomasti çoğunlukla yukarıda tanımlandığı şekilde karşımıza çıkmasına rağmen, bazen hormonal, tümoral nedenler veya kullanılan ilaçlara bağlı olarak, tek veya çift taraflı jinekomastiye rastlanabilir. Söz edilen durumların ayırıcı tanısı için ayrıntılı bir öykü, görüntüleme teknikleri (ultrasound, MR gibi) ve hormon analizleri gerekebilir. Klasik meme estetiği olan jinekomasti/erkekte meme küçültme, ergenlik döneminde başlayıp devam ederken, diğer nedenlerle oluşan jinekomastiler daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilir ve tek taraflı görülme oranı daha yüksektir.

Ayırıcı tanı ile jinekomastinin nedenine karar verildikten sonra tedavi planlanmasına geçilir. Büyüklüğü ve derideki bolluğa göre jinekomasti 3 gruba ayrılır. Birinci evrede büyüklüğü sınırlı ölçülerdedir, deride gevşeklik veya sarkma yoktur. İkinci evrede ise irice bir kadın göğsü gibidir, ancak deride sarkma oluşmamıştır. Üçüncü evrede ise ek olarak deride tedavi gerektirecek ölçüde gevşeklik vardır. Jinekomastinin hangi evrede olduğu tedavi planını oluşturmakta önemlidir. Eğer birinci evre jinekomasti söz konusu ise yapılan tetkiklerden sonra bunun ağırlıklı olarak yağ dokusundan oluştuğu görülürse sadece vakum uygulanarak jinekomasti tedavi edilebilir. Eğer göğsün yapısı yağ dokusu dışında meme bezinden oluşuyorsa, meme başından yapılacak küçük bir kesi ile bu dokunun çıkarılması ve patolojiye yollanması söz konusu olabilir. İkinci evre içinde hemen hemen aynı tedavi yöntemlerinin olduğu söylenebilir. Üçüncü evredeki jinekomastilerde derideki sarkıklık ileri düzeydeyse, bu durumda fazla deriyi ortadan kaldıracak bir takım cerrahi planlamalar gündeme gelir.

Genç ve deri elastikiyetinin fazla olduğu durumlarda vakumla ya da meme başının çevresinden yapılacak cerrahi işlemlerle deri problemi halledilebilir. Ama çok ileri yaşlarda ve derinin çok sarkık olduğu durumlarda daha geniş doku çıkarılması gerektiği için meme başının altından yarım ay trazında cerrahi müdahaleler yapmak gerekebilir. Bu yöntemlerden hangisi uygulanırsa uygulansın ameliyat öncesi dönemde 10 gün süreyle aspirin alınmaması, ameliyat öncesinde bazı laboratuvar kontrollerinin yapılması gereklidir. Ayrıca hastanın geçmişindeki önemli rahatsızlıklar ve sürekli kullandığı ilaçlar varsa mutlaka doktora bildirilmelidir. Uygulamada eğer açık cerrahi yöntemlerden biri seçilmişse, bölgeye bir dren uygulanması gerekir. Drenin amacı ameliyat bölgesine birikebilecek serum ya da kan gibi maddelerin dışarıya alınması ve bunlara bağlı komplikasyonların yaşanmamasıdır. Dren genellikle 24-48 saat içinde çekilir.

Hemen hemen her olguda uygulanan bir diğer uygulamada ameliyat bölgesini baskı altına almak amacıyla kullanılacak özel bir korsedir. Bu korsenin kullanımı oldukça kolaydır. Ağ kısmını açıkta bırakan bir bölümü olduğundan tuvalete bu korse tamamen çıkarılmadan gidilebilir. Korse ilk hafta sürekli giyilmelidir. Birinci haftadan sonra gündüz özellikle ağır aktiviteler yapılırken korsenin giyilmesi faydalı olur. Bu süre de yaklaşık 5 haftadır. Ameliyat bölgesinde ilk günlerde bir ödem, hassasiyet, ağrı hatta yer yer morluklar oluşabilir. Bunlar genellikle ilk 2-3 günden sonra giderek azalmaya başlar. Hassasiyet haftalarca sürebilir. Zaman zaman uyuşmalar, batmalar, yanmalar günlük hayatı zorlaştıracak boyutlarda olmasa da hastanın şikayetleri olarak karşımıza çıkabilir. İkinci haftadan sonra havuz ve denize girmeye müsaade edilir. 6 hafta süreyle de buhar banyosu, sauna, solarium gibi ödeme yol açabilecek faktörlerden kaçınmaya çalışılır. Benzer şekilde ağır sporların yapılması ve göğüs bölgesine darbe alınabilecek aktivitelerden 6 hafta süre ile kaçınılması gerekmektedir.

Operasyon için kullanılacak anestezi yöntemi değişebilir. Genel anestezi tercih edilebileceği gibi, hafifçe sakinleşmeye ve bölgenin uyuşturulmasına izin veren sedasyonla lokal anestezi yöntemi de uygulanabilir. Sadece lokal anestezi çoğu zaman önerilmez.

YÖNTEME AİT RİSKLER

Ameliyat sonrası dönemde oluşabilecek komplikasyonlar:

Erken Dönem: * Kanama: Dren kullanımı ile minimum düzeyde tutulabilir. Aşırı kanamaya eğilimi olanlar veya aspirin kullananlarda bu konu çok dikkati çeker. * Enfeksiyon: genellikle pek rastlanılan bir komplikasyon değildir.
Geç Dönem: * Nadiren karşılaşılan düzensizlikler * Ameliyatın yapıldığı giriş noktalarında karşılaşılabilecek kötü nedbeler * Liposuction ile yapılan jinekomasti ameliyatlarında zaman zaman uzun süren uyuşukluklar, karıncalanmalar ve renk değişiklikleri görülebilir. Bunlar genellikle zaman içinde düzelir.


meme-kucultme.jpg

Meme Küçültme Ameliyatları

Memenin gelişimsel, gebelik veya aşırı kilo alımına bağlı büyümeleri sıkça karşılaşılan sorunlardandır. Bu durum sadece bir estetik sorun oluşturmaz, aynı zamanda omuzlarda ağrı, duruş bozuklukları, meme altında kaşıntı ve kızarıklık gibi sıkıntılara da yol açar. Bu tür şikayetlerine çözüm arayanların aşağıdaki bilgileri edinmesinde yarar vardır:

* Memelerdeki büyümenin hormonal bir soruna bağlı olup olmadığı araştırılmalıdır.

* Memelerdeki büyümenin devam edip etmediği sorgulanmalıdır.

* Memede ele gelen ağrılı veya ağrısız bir kitle olup olmadığı araştırılmalıdır.

* Memede geçirilmiş bir enfeksiyon veya cerrahi müdahele olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Yukarıda sözü edilen özellikler ile ilgili size sorular sorulacak ve gerekli bilgiler aktarılacaktır. Genellikle hormonal bir soruna bağlı olmayan, son 6 ay içinde büyümesi durmuş ve küçültülmesi istenen göğüsler için cerrahi girişim düşünülür. Belirli bir yaşın üzerinde ve ele gelen kitlesi olanlarda girişim öncesi mammografi gibi görüntüleme tekniklerinden yararlanılır. Daha sonra göğüslerin boyutları, deri ve meme bezi özelliklerine göre kullanılması gereken tekniğe karar verilir. İşlem öncesi bazı laboratuvar tetkikleri ile ayrıntılı bir muayene yapılır, önceden belirlenen tekniğe uygun meme ameliyat planının çizimi yapılır. Ameliyat genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyat süresi kullanılan tekniğe bağlı olmak üzere 2-4 saat arasında değişir. İşlemden sonra hastanede kalış süresi 1 ila 2 gündür. Ameliyat sonrası 4. saatte ayağa kalkmanıza ve beslenmenize izin verilir. İlk birkaç gün dren denilen ve ameliyat bölgesinde oluşabilecek kan ve serum sızıntılarını toplayacak vakumlu bir torba kullanılır. Gelen miktara göre bu dren 1-2 gün sonra çıkarılır. Kol hareketlerinin ilk günlerde sınırlandırılmasında fayda vardır. İlk hafta göğsü saran bir bant mevcuttur, 7. gün bu çıkarılır ve sadece dikiş hatlarını örten ince bantlar kullanılır. Bunlarda 1 hafta kalır.

Meme büyüklüğü genellikle sarkma ile birliktedir. Memenin formu iyi fakat iri ise ve bunun yağlanmaya bağlı olduğu düşünülüyorsa sadece vakumla yağ emme yöntemi ile göğüsler bir ölçüde küçültülebilir. Fakat küçültme işlemi ile birlikte aynı zamanda bir form verilmesi de gerekiyorsa genellikle şu yol izlenir:

* Meme başı olması gereken yere yükseltilir.

* Meme üst kutbu genellikle sarkmış memelerde boşalmıştır, yeniden form verilirken bu alan doldurulur.

* Koltuk altına yayılmış olan göğüs daha dar çaplı bir alana hapsedilir ve bu şekilde daha iyi bir form sağlanır.

* Bu işlemler sırasında istenen boyutlara kadar küçültülmek üzere meme dokusu ve deri çıkarılır.

Genellikle çıkarılan dokular patolojik inceleme için incelenir.

Meme küçültme ameliyatlarında kullanılan tekniğe bağlı olarak bazı farklı özellikler söz konusudur. Bazı sınırlı küçültme ameliyatlarında, iyileşme hızlı ve işlem sonrası hemen normal aktivitelere dönülebilirken, çok iri göğüslerde çıkarılan dokunun durumuna göre bu süreç uzayabilir. Aynı şekilde tekniğe bağlı olarak oluşacak izlerin yeri ve uzunluğu da değişir. Ameliyat izleri ilk aylarda daha belirgin iken 6. aydan itibaran daha iyi yönde değişir. Meme başı ile süt kanalları arasındaki ilişkinin bozulmadığı ameliyat teknikleri öncelikle tercih edilmesine karşın bazı iri göğüslerde bu ilişkinin bozulduğu ameliyat teknikleri tercih edilebilir. Bu konuda muayeneniz sonrası size ayrıntılı bilgi verilerek karara katılmanız sağlanır. Ameliyat sonrası karşılabilecek sorunlar erken ve geç dönem sorunları olarak ikiye ayrılabilir. Erken dönemde kanama, enfeksiyon, yara ayrışması gibi sorunlar son derece nadirdir. Geç dönem sorunları ize veya şekle bağlı sorunları olarak karşınıza çıkabilir. İzlerde belirginlik, kızarıklık, kaşıntı erken dönemde bazı koyu tenli kişilerde sıkça rastlanabilir ve ilaç tedavisini gerektirebilir. Şekille ilgili sorunlar daha çok büyüklük ile ilgili sorunlardır. Bu nedenle ameliyat öncesi arzu edilen meme boyutu vucüdün diğer özellikleri de göz önüne alınarak net bir şekilde konuşulmalıdır.


meme-buyutme-operasyonu-1280x720.jpg

Meme Büyütme Ameliyatları

Gelişimsel nedenlerle, kilo vermek veya doğum sonrası değişikliklerle göğüslerinin küçüklüğünden şikayetçi olan kişilere meme estetiği ile büyütme operasyonu yapılabilir. Deri yapınız, mevcut meme dokunuzun durumu, meme başının şekli ve yerleşimi, göğüs kası ve gücü, yaşam ve sporla ilgili alışkanlıklarınız size uygun tekniğin belirlenmesinde önemlidir.

Böyle bir istekle başvurulduğunda, tüm ayrıntıları ile bir ön görüşme ve muayene oldukça önemlidir. Beklentileriniz, size uygun nelerin yapılabileceği, değişik yöntemlerin avantaj ve dezavantajlarını detaylarıyla tartışmanız bu görüşmenin temel amacıdır.

Ana hatları ile . . .

Ne büyüklükte bir göğüs istediğiniz, kullanılacak protezin cinsi ve biçimi, hangi yolla yerleştirileceği, meme bezinin arkasına veya göğüs kasının arkasına mı yerleştirileceği konularının konuşulması gereklidir

Bu konular üzerinde, sırasıyla duracak olursak, göğsününüz büyüklüğünü; vücud yapınız, boyunuz, omuz ve göğüs genişliğiniz ve şüphesiz sizin beklentileriniz belirler. Vücud yapınıza göre size önerilecek alt ve üst limitler içinden sizin beklentilerinize uygun olan bir ölçü belirlenebilir. Burada bazı sınırların olduğu, bu sınırların zorlanmasının doğal olmayan bir sonuç ve ilerde sözü edilecek olan kapsül kontraktürü olasılığını arttıracağını belirtmekte yarar vardır.

Kullanılacak protez konusunda sizin muayene bulgularınızın önemi olmasına karşın günümüzde geçerli ve en yaygın kullanımı olan iki protezden söz edilebilir. Bu protezlerin her ikisinin de dış kabukları silikon içermekte olup içindeki hacmi oluşturan akışkan bölüm farklıdır.

Silikon jelle dolu protezler,

Görünüş ve kıvam olarak, meme dokusuna daha yakın özelliktedirler. Silikon jel ile dolu protezlerinde uzun yıllar sonra çevrelerinde vücud tarafından oluşturulan kapsül içine bir miktar sıvı silikonu bıraktıkları gösterilmiştir. Tuzlu su ile doldurulan protezler. Seyreltik ve gevşek özelliktedir. Kas arkasına konulduğu zaman tuzlu sulu protezlerin bu dezavantajı kismen göğüs kası tarafından örtülür. Tuzlu su ile dolu bir protez tercih edilecek ise benim yaklaşımım kesinlikle protezin meme bezi arkasına değil, göğüs kası arkasına yerleştirilmesidir. Yapılan bazı çalışmalarda, tuzlu sulu protezlerin hacimlerinin %10 luk bir bölümünü ameliyattan sonraki 6 ay içinde kaybettiklerini ortaya koymuştur.

Protezlerin genellikle kesici bir cisimle yaralanmaları dışında bütünlüklerinin bozulmadığına inanılır. Her iki durumun da vücuda bir zararı saptanmamıştır. Ancak, protez ve kapsülün kesici bir cisimle yaralandığı durumlarda protez içeriği tümüyle boşalacağı için protezlerin yenilenmesi gerekir. Bu kişisel olarak henüz rastlamadığım bir durum olmakla birlikte birçok kazaya rastlanan günümüzde bir olasılıktır. Bu durumda tuzlu su ile dolu bir protez varsa vücud bu tuzlu suyu metabolize eder ve protezin yenilenmesi için uygun bir zaman beklenebilir.

Silikon jelle dolu bir protez kullanılmışsa ve protez içeriği kapsül ve protez dışına çıkmışsa beklemek doğru değildir ve protez ilk fırsatta çıkarılmalı veya yenilenmelidir. Aksi takdirde bir kılıf içinde olmayan serbest silikon vücud için sakınca yaratabilir. Protezin içeriği yanında, şekli de önceden belirlenebilir.

Yuvarlak ve göz yaşı damlası şeklinde iki ayrı biçimde olan protezlerden hangisinin kullanılacağına göğüs yapısının şekli ve beklentilere göre karar verilir. Aralarında en temel fark yuvarlak proteze kıyasla göz yaşı damlası şeklindeki protezler göğsün üst yarısında daha az dolgunluk sağlarlar. Protezin vücuda nasıl yerleştirileceği konusunda, 3 temel giriş yeri vardır. Literatürde, göbek deliğinden konulması ile ilgili bir yöntem tanımlanmakla birlikte, bu yöntem uygulama ve sonuçlar açısından kayda değer değildir. Meme altı çizgisi, meme başı ve koltuk altı olmak üzere 3 ana giriş noktasından hangisinin kullanılacağı size ait özelliklere göre ve her birinin avantaj ve dezavantajları belirtilerek kararlaştırılır. Protezin nereye yerleştirileceği konusunda iki seçenek söz konusudur; meme bezinin arkası veya meme bezinin arkasında yer alan göğüs kasının arkası.

Derinin çok ince olduğu ve meme bezinin çok yetersiz olduğu durumlarda, kas arkası, protezin örtülmesi için iyi bir seçenektir. Bunun yanında, göğüste hafif bir sarkma var ve bu ilave bir yöntem kullanılmadan sadece protez ile giderilmek isteniyorsa protezin meme bezinin arkasına konulması daha doğru bir tercihtir. Yoğun spor yapanlarda meme bezinin arkası , tuzlu su ile dolu bir protez seçilmişse kas arkası tercih edilir. Birden çok faktörün düşünülmesi gereken durumlar oldukça sıktır ve kararlar kişiye göre verilir.

Ameliyat Öncesi Hazırlık, Ameliyat Dönemi ve Sonrası

Ameliyata karar verildikten sonra yapılması gerekenler ana hatları ile şunlardır;

•Ameliyat gününden yaklaşık bir hafta öncesinden itibaren aspirin ve aspirin içeren ilaçlar içilmemelidir.
•Ameliyat saatinden 6 saat öncesinden aç kalınmalıdır.
•Ameliyat öncesi gece veya sabahı bir duş alınmasında fayda vardır.
•Ameliyat sonrasında giyilmek üzere rahat, önden açılabilir bir giysi bulundurulmalıdır.
•Size ölçüleri verilen sporcu sütyeni alınmalı va yanınızda olmalıdır.
•Düzenli kullandığınız ilaçlar varsa yanınızda olmalıdır.

Bu hazırlıklardan sonra size söylenen saatte hastaneye gelmeniz ve ameliyat öncesi kan tahlilleri ve anestezi muayenesi olmanız gerekir. Ameliyattan hemen önce odanızda son bir planlama ve çizim yapılması gerekmektedir. Aynı zamanda, sadece göğüs planını değişik açılardan içeren ( yüzünüzün görünmediği) resimler çekilerek ameliyat sonrası sonuçlarla kıyaslanmak üzere dosyanıza konulacaktır. Ameliyat genel anestezi şartlarında yapılır. Uyandığınızda, göğsünüzün üzerinde hafif bir pansuman ve sütyen yer alacaktır. Ameliyat sırasında, protezin yerleştirileceği cepte oluşabilecek hafif sızıntıları dışarı alarak oluşabilecek komplikasyonları bertaraf etmek amacıyla dren denilen vakumlu bir cihaz kullanılmaktadır. Bu cihaz genellikle 24- 48 saat sonra çıkarılmakta olup tümüyle size ekstra güvenlik sağlayan bir uygulamadır. Hastanede kalış süreniz bir gündür.

Sabah yapılan ameliyatlarda aynı gün taburcu olunabilir. Ameliyat sonrası ilk 2 gün ödemin en yoğun olduğu dönemdir. Bu dönemin dinlenerek geçirilmesinde yarar vardır. Bu dönemde kol hareketlerinin kısıtlanması, ağrının az olmasına yardımcıdır. Üçüncü günden itibaren ödem azalmaya başlar, hareketler kolaylaşır ve günlük yaşama dönülür. Ameliyat sonrası dönemde 5 gün boyunca antibiotik ve gerektikçe aspirin içermeyen bir ağrı kesici kullanılır. Ameliyat sonrası 3 ila 4. gün göğsü çevreleyen bantlar açılır ve sadece kesi yerinde mevcut ince bir bantla duş yapmaya izin verilir. Bu bant ve alınması gereken dikiş kullanılmışsa 12 ila 14. günde alınır. Bu dönemde günde 100 mg E vitamini ve tarif edilen masaj kullanılır. Ağır sportif aktivitelere 3. haftadan önce başlamamalıdır.

Komplikasyonlar ve Sıkça Sorulan Sorular

Her ameliyatın, anestezi komplikasyonu dahil olmak üzere değişik komplikasyonları vardır. Özellikle, estetik girişimlerde bu komplikasyonları en az düzeye indirmek için maksimum çaba gösterilir. Çünkü, bu ameliyatlar zorunlu ameliyatlar değildir, hayat kalitesini ve insanın beden imajını iyileştirmeyi hedefleyen ameliyatlardır. Bu nedenle, her konuda azami dikkat, özen ve seçicilik temel felsefemizdir. Ameliyat öncesi yapılan tetkiklere, göğüste bir kitle saptanmışsa her yaşta, saptanmamışsa 40 yaş üzerindeki her protez adayında mamografi dahil edilir. Kan sayımı ve pıhtılaşma ile ilgili tetkikler her durumda yapılır ve bunlar anestezi muayenesi ile tamamlanır. Enfeksiyon olasılığına karşı sterilizasyon ve koruyucu antibiotik uygulaması en üst düzeyde uygulanır.

Kanama konusunda, pıhtılaşma ile ilgili kontroller dışında, operasyon sırasında titiz bir kanama kontrolü yapılır ve güvenlik için dren kullanılır.

Yukarıda sayılan ve her ameliyatta karşılaşılabilecek komplikasyonlara ek olarak meme büyütme ameliyatlarına özgü durumlarda vardır:

Bütün prensiplere uyulmasına rağmen %3 – 5 olasılıkla Kapsül kontraktürü denilen ve proteze vücudun aşırı bir tepki vermesi diyebileceğimiz bir durum görülebilir. Bu göğsün sertleşmesine, doğal durmamasına ve kısmen ağrıya yol açabilir. Bu durumda kapsülün gevşetilmesi veya protezin değiştirilmesi yada çıkarılması söz konusu olabilir. Bu, oldukça düşük bir olasılıktır ve olursa genellikle ilk 6 ay içinde görülür.

Meme ucunda uyuşukluk nadiren görülebilir. Çok büyük oranda geçicidir, fakat %5 oranda kalıcı uyuşukluklar bildirilmiştir.

Meme protezi olan kişilerin gebe kalmasına veya süt vermelerine engel bir durum yoktur, fakat ameliyat sonrası doku iyileşmesi devam ettiği için ilk 6 ay gebe kalınması önerilmez. Meme protezi olanlarda gebelik ve doğum sonrası seyir ve göğüslerde oluşabilecek şekil değişikliklerini önceden kestirmek imkansızdır. Protez ne oluşabilecek deformiteye katkıda bulunur ne de önleyici bir etkisi vardır. Sonuç olarak, meme protezi küçük göğüslerin büyütülmesinde etkili, dramatik bir yöntemdir. Kullanılan malzemeler tıpta uzun yıllardır kullanılan, vücudla uyumluluğu birçok alanda kanıtlanmış ürünlerdir. Gene de, vücuda bir eksikliği gidermek için bir yabancı cisim konulduğu bilinmeli ve az da olsa çıkabilecek olan ve yukarıda belirtilen sorunlara karşı hazırlıklı olunmalıdır. Ameliyat sonunda, kullanılan teknik ve detayları hakkında bir epikriz size verilecektir, bunu saklamanız yararlı olur. Bu bilgi formu dışında soracaklarınız için benimle doğrudan bağlantı kurabilirsiniz. Estetik hem sanatsal hem bilimsel bir konudur ve insanın güzelliği yanında sağlığını korumayı esas alır.


meme-rekonstrüksyonu.jpg

Memenin kısmen veya tamamen alındığı durumlarda meme yeniden oanrılabilir. Bu işlem, göğsün alındığı cerrahi işlem sırasında yapılabileceği gibi daha sonra ayrı bir seansta da mümkündür.

Kullanılacak teknik, memenin protezle, doku genişletici balonla, sırttan doku aktararak ve karından doku aktararak yapılabilir.

Hangi durumda, hangi tekniğin uygulanacağı ve tekniklerin avantaj ve dezavantajları, ayrıca iyileşme süreçleri muayenenizi takiben anlatılacaktır.


vaserde-meme-kucultme.jpg

Deri elastikiyetinin iyi olduğu ve memenin büyüklüğünde yağ dokusunun hakim olduğu durumlarda, meme şekli de düzgünse Vaser (Ultrason yardımlı vakumla yağ alma) ile mememin küçültülmesi mümkün olabilir.

Çok sınırlı durumlarda uygulanabilen bu teknik, belirgin bir ize yol açmaması nedeniyle genç hastalarda tercih edilebilir


asimetrik-meme-estetigi.jpg

Genellikle hiçbir meme diğerinin tıpa tıp aynı değildir. Aralarında çoğu zaman küçük farklar bulunur. Bazen bu fark çok ileri boyutlarda olabilir ve kişiyi giyim, kuşam ve yaşamında rahatsız edebilir.

Bu durumda, cerrahi yolla asimetriyi gidermek mümkündür. Bazen bir, bazen 2 memeye birden girişim gerekebilir. Bu noktada kararı, gögüslerin durumu kadar, kişinin yaşı ve beklentileri de belirler.

Meme estetiği ile asimetri giderilirken meme küçültme, meme dikleştirme ve meme büyütme işlemlerinden biri veya birkaçı birden combine edilerek uygulanır. Ayrıntılı kararlar muayeneden sonar verilebilir.



Meme Büyütme İle Dikleştirme

Bazen deri gevşekliği, memede sarkma gibi nedenlerle memenin büyütülmesi yeterli olmaz. Aynı anda bir dikleştirme işlemi ile meme estetik ameliyatı yapılması gerekebilir.

Bu kararda, doğum yapıp yapmadığınız, meme ucunun konumu, deri gevşekliği olup olmadığı ve beklentileriniz bir arada değerlendirilir.

Dikleştirme ve büyütme, sadece büyütme işlemine göre daha komplikedir, titiz planlama ve ölçümler gerektirir. Yapılacak dikleştirmenin tekniği, kullanılacak protezin boyutu ve şekli, konulacağı planla ilgili tek bir doğru yoktur. Muayene sonrası bulgular uygulamanın detaylarının belirlenmesini sağlar


Meme-Estetiği.jpg

Meme Dikleştirme ( Mastopeksi ) Ameliyatları

Meme dikleştirme ameliyatı memenin büyüklüğü ile ilgili önemli bir sorun olmamasına karşın, sarkmış olan memenin toparlanması amacıyla yapılan ameliyatları kapsar. Memenin sarkmasına yol açan çok çeşitli faktörler mevcuttur. Emzirme, kilo alıp verme, yaşlanma ve yer çekimi gibi faktörler zaman içinde kadın göğsünde bir sarkmaya yol açarlar. Ayrıca deri elastikiyeti de kaybolmuşsa göğsün hem şekli değişir, hem de sarkma artarak devam eder. Meme dikleştirme ameliyatları bu problemleri azaltmak ya da ortadan kaldırmak amacıyla yapılan ameliyatlardır.

Meme dikleştirme ameliyatları göğsün normal boyutlarına ulaşmasında bazen tek başına yeterli olmayabilir. Eğer meme dokusunun yetersiz olduğu düşünülüyorsa, bu meme estetiği ameliyatı sırasında, meme protezi ilave edilerek arzu edilen sonuca ulaşılabilir. Örneğin göğsün büyük ve ağır olması, bu ameliyattan elde dilecek sonucun kalıcılığını zorlaştırır. Bu yüzden meme dikleştirme ameliyatıyla elde edilebilecek neticelerin ayrıntıları ameliyat öncesinde mutlaka konuşulmalıdır.

Meme dikleştirme ameliyatlarına alternatif olabilecek çarpıcı bir yöntem yoktur. Bu ameliyat yapılmayarak, destekleyici bir sütyen giyilmesi alternatif uygulamalar olarak sayılabilir. Eğer meme ileri derecede büyükse küçültülmesi, kalıcı bir sonuç elde edilmesi açısından yararlı bir yöntemdir.

YÖNTEME AİT RİSKLER :

Her cerrahi girişimde olduğu gibi, meme dikleştirme ameliyatlarında da bazı riskler ve komplikasyonlar oluşabilir. Bunlar oldukça nadir olmakla birlikte mutlaka doktorla tartışılmalı ve iyi bir şekilde değerlendirilmelidir.

Ameliyat sırasında ve sonrasında karşılaşılaşılabilecek komplikasyonlar şunlardır;

1.Kanama: Çok nadir olmakla birlikte, meme dikleştirme ameliyatları sırasında ya da sonrasında kanama oluşabilir. Ameliyat sırasında dren kullanımına rağmen bir kanama söz konusuysa, bunun boşaltılması için ilave bir işlem gerekebilir. Aspirin ve bazı antienflamatuar ilaçların işlem öncesinde 10 gün süreyle kullanılmaması, kanama riskini azaltan bir faktördür.

2.Enfeksiyon: Bu tip ameliyatlarda son derece nadirdir. Eğer oluşacak olursa antibiyotik kullanılması ve ek olarak küçük cerrahi bir girişimler gerekebilir.

3.Meme ucu ve deri duyusundaki değişiklikler: Ameliyat sonrası ilk dönemlerde meme ucu ve göğüste duyu değişiklikleri beklenen bir durumdur. Kalıcı duyu kaybı ise son derece nadirdir.

4.Eğer kullanılacaksa meme implantlarıyla ilgili komplikasyonlar ayrı bir form halinde size verilecektir.

5.Ameliyat izleri: Tüm cerrahi işlemlerde az ya da çok bir miktar iz kalır. Yara iyileşmesinin iyi olması ve gerginliğin az olması ameliyat sonucunu olumlu yönde etkiler. Gergin dikişler ve kişinin kötü nedbeye eğilimli olması, daha belirgin izler kalmasına yol açabilir. Bazen bu izlerin düzeltilmesi için bir yıldan önce olmamak koşuluyla ilave cerrahi girişimler gerekebilir.

6.Ameliyat sonrası göğüs bölgesinde bazen uzun sürebilecek sertlikler görülebilir. Bunların görülme sıklığı net olarak bilinmemekle birlikte nadiren cerrahi girişim gerektirebilirler.

7.Elde edilen sonucun istenildiği kadar iyi olmaması: Meme dikleştirme ameliyatlarında zayıfta olsa böyle bir ihtimal vardır. Deri elastikiyetinin yetersizliği ve ameliyat sonrasında önemli kilo değişikliklerinin olması buna yol açabilir. Bu durumda, belirli bir süre geçtikten sonra, meme dikleştirme ameliyatının tekrarlanması gerekebilir.

8.İyileşmede gecikmeler ve yara ayrışmaları: Bu durum son derece nadir olmakla birlikte özellikle sigara kullananlarda daha sık karşımıza çıkabilir. Çoğu zaman pansumanlarla yaranın takibi yeterli olurken, bazen de ilave cerrahi girişimler gerektirebilir.

9.Asimetriler: Göğüslerde asimetriler nadir rastlanan bir durum değildir. Bu ameliyatlar sırasında asimetriler en aza indirilse bile, bazen iki göğüs arasında farklılıklar oluşabilir. Bu farklılığın giderilmesi için ilave bir girişim gerekebilirler.

10.Alerjik reaksiyonlar: Ameliyattan sonra kullanılan pansuman malzemelerine, bantlara ve bazı ilaçlara karşı (özellikle alerji yapmayan malzemelerden seçilseler bile) alerji oluşabilir. Bu durumda bazı ilaçların kullanımı gündeme gelebilir.

11.Cerrahi anestezi: Local veya genel anestezi ile ilgili oluşabilecek problemler size anestezist tarafından anlatılacak ve bilgi verilecektir.

12.Cerrahi uygulamada meme dikleştirme ameliyatından bağımsız olarak, göğsünüzde bazı hastalıklar veya meme kanseri oluşabilir. Bu nedenle her kadının belli bir yaştan sonra göğüslerini muayene ettirmesi ve mamografi, ultrason gibi görüntü yöntemlerinden yararlanması gerekmektedir.

13.Gebelikler ve emzirme: Meme dikleştirme ameliyatlarının gebelik ya da meme ucuyla beslenmeye karşı herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Sadece zamanlamanın ameliyattan hemen sonra olmamasına dikkat edilmelidir. Gebelikte aşırı kilo alımına bağlı olarak göğüs derisinde çatlamalar ve sarkmalar oluşabilir. Bunlar hazırlıklı olunması gereken durumlardır.

Meme dikleştirme ameliyatları sırasında değişik cerrahi teknikler kullanılır. Bu ameliyatlar sadece meme başının cevresinden yapılacak bir kesi ile gerçekleştirilebileceği gibi, bazen memenin altında düz bir çizgiyle, ya da ters t adını verdiğimiz bir çizgiyle yapılması gerekebilir. Deri elastikiyetinin yapısı, göğsünüzün yapısı ve arzu edilen sonuç bu tekniklerin belirlenmesinde önemli birer faktördür. Kullanılan tekniğe bağlı olarak meme dikleştirme ameliyatlarında iz kalması söz konusu olabilir.